Get Adobe Flash player

Ayrıntılı bilgi almak için bizimle iletişime geçin. +90 (212) 321 29 00 info@kandirahayvancilik.com

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Etiketler

Hayvan Barınakları

  • Büyükbaş hayvan barınaklarına ahır denir.
    Ahırlar, süt ineği ahırları ve besi ahırları olarak ikiye ayrılır.
    Besi ahırları; kapalı sistem besi ahırı ve açık sistem besi ahırı olarak iki tipte yapılmaktadır.
    İster süt ineği ahırı olsun, ister besi ahırı olsun kapalı sistemler için aynı inşaat kuralları geçerlidir.

    Ahır temeli, bina yükünü taşıyacak şekilde taş ve demirli betondan yapılabilir. Temel derinliği 40-70 cm, temel genişliği 40-50 cm olmalıdır.

    Ahır duvarlarında; taş, tuğla, briket gibi yapı malzemeleri kullanılabilir. Duvarlar; tuğla veya briketten yapılacak ise, 3.5-4.5 m ara ile 20x40 cm ebatında demirli betondan kolonlar, ayrıca duvar üzerine 30x20 cm ebadında beton kirişler yapılmalıdır. Duvarlar, içten ve dıştan sıvanmalıdır.

    Çatı makası; ahşap, demir veya betonarme kirişten yapılır. Çatı örtüsü olarak; kiremit, galvanizli sac veya eternit kullanılır. Çatı örtüsü altına, tahta kaplama yapmak uygun olur.

    Ahır kapıları, hayvanların rahatça girip çıkabileceği kadar geniş yapılmalıdır.

    Pencereler, yeterli ışık girecek ve hava cereyanına neden olmayacak şekilde yapılmalı; tavana doğru açılmalı ve vasistaslı olmalıdır. Kapı ve pencereler, ahşap veya demirden yapılarak boyanmalıdır.

    Fazla nem, sıcaklık ve ahır içindeki yetersiz havanın, hayvan gelişimi üzerinde olumsuz etkisi vardır. Bu nedenle, havalandırma bacaları yeterli büyüklükte ve sayıda yapılmalıdır.

    Şimdi ise, ahır iç bölümlerini ve ebatlarını açıklayalım

    Ahır iç genişliği 8.5-10 m'dir. Uzunluğu ise, hayvan sayısına ve bağlama sistemine göre değişir.

    Duraklar; ahır içinde hayvanların bulunduğu yerdir. Bir besi ahırında durak genişliği 1.0-1.2 m, durak uzunluğu 1.8-2.0 m'dir. Süt ineği ahırlarında ise; durak genişliği 1.2-1.4 m, uzunluğu ise 2.0-2.4 m arasında olmalıdır. Durak bölümünde hayvanların bağlanacağı kısımlar da yapılmalıdır. Duraklar idrar kanalına doğru %1-2 meyilli yapılmalı, beton üzerine küçük kanallar açılarak idrarın akması sağlanmalıdır.

    Yemlikler; ahır planlamasına göre ortada veya yanlarda bulunabilir. Yemlik genişliği 40-50 cm, yemlik yüksekliği 50-60 cm olmalıdır.

    Suluklar; hayvanların önünde sürekli su olacak şekilde konulmalıdır. Pratik olarak paslanmaz galvanizli sacdan imal edilebilir. Bu suluklar, ana bir depoya bağlanarak içlerinde devamlı su bulunması sağlanabilir. Yemliklerin suluk olarak kullanılması ve günde bir-iki defa su verilmesiyle asla verimli bir üretim yapılamaz.

    Yem yolu; hayvanlara yem vermede kullanılan kısımdır. Ahır kapasitesi, büyük ahırlarda traktör ile yemleme yapılacağı düşünülerek geniş planlanmalıdır. Düşük kapasiteli ahırlarda 1.20-1.50 m genişlik yeterli olur.

    Servis yolu; hayvanların bakımlarının yapıldığı bölümdür. 0.8-1.0 m genişlikte planlanır.

    İdrar kanalı; durakların hemen bitiminden başlar ve idrarın tahliyesini sağlar. 30-40 cm derinlikte, 20-30 cm genişlikte yapılarak %2-3 eğim verilmelidir.

    Süt ineği ahırlarında ilave olarak şu bölümler bulunmalıdır:
    • Doğum bölümü

    • Buzağı bölümü

    • Dana ve düvelerin konulacağı bölüm


    Hem süt, hem de besi ineği ahırlarında olması gereken yan üniteler şunlardır:
    • Hayvanların yiyeceği kaba yemin depolandığı kaba yem deposu yani samanlık

    • Kesif yani fabrika yeminin konulacağı yem deposu

    • Hayvanlara verilecek yemin hazırlandığı yem hazırlama ünitesi

    • Hayvanların dışkılarının toplandığı gübrelik bölümü


    Son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşmaya başlayan açık sistem besi, ahırlarda yapılmaktadır.
    Açık sistem besi ahırlarının kapalı sistem ahırlara göre en önemli avantajı inşaat maliyetinin düşük olmasıdır. Kapalı sistem ahırlara fazlaca bir sabit yatırım yapmak yerine, daha düşük maliyetle açık sistem besi ahırı yapılabilir. Böylece artan para ile daha fazla hayvan ve kaliteli yem alma imkanına sahip olunur.

  • Süt sığırcılığı işletmelerinde sağlıklı buzağı elde edebilmek için; süt ya da et verimine uygun, yüksek genotipe sahip, yetiştirilen bölgenin iklim koşullarına uyum sağlamış anaların bulundurulması gerekmektedir.

    Diğer yandan sağlıklı bir buzağının doğmasının sağlanması, gebelik döneminde ananın uygun bakım ve beslenmesiyle başlar, buzağının doğumu ile devam eder. Yeni doğan genç hayvan, vücudu için gerekli olan birçok maddeyi üretemeyecek durumdadır.

    Hayvanın sağlıklı olabilmesi, hayvana sağlanacak barınak ve yemleme sistemi ile önem kazanmaktadır.

    Gelecekte işletmenin ihtiyacı olan sağlıklı hayvanların yetiştirilmesi; yeni doğan buzağılara sağlanacak hijyenik, havadar ve bol ışıklı, sağlık şartlarına uygun barınaklarla mümkün olabilmektedir. Süt sığırcılığı işletmelerinde; buzağı bakım, besleme ve barındırılmasına gösterilen özen ve bu konudaki başarı, gelecekte sürünün devamının ve ilerlemesinin temelini oluşturur. Yeni doğmuş buzağılar, içinde bulundukları çevre şartlarına uyum sağlayana kadar, önemli güçlüklerle karşı karşıyadır. Buzağıların her türlü dış etkiye açık olduğu bu devrede, alınacak önlemler ve yetiştirmede gösterilen özen, olası buzağı kayıplarını en aza indirir.

    Her yıl yaklaşık 5-6 milyon buzağının doğduğu Türkiye'de, buzağıların temiz ve hijyenik koşullarda barındırıldığı söylenemez. 1-10 baş hayvanın sağıldığı küçük işletmelerin yoğun olduğu ülkemizde, doğan buzağıların hemen tamamına yakını ergin hayvanlarla birlikte aynı ahırda, genelde uygun olmayan şartlarda büyütülmektedir. Kapalı, karanlık, havalandırması yetersiz, tozlu, yüksek oranda nem ve amonyak gazı ile dolu ahırlar hastalık yapıcı etmenlerin çoğalmasına, dolayısıyla buzağılar için kritik bir ortamın oluşmasına neden olmaktadır. Uygun şartlar sağlanmayan, ağır kokulu, havadar olmayan ahırlarda; diğer hayvanlarla beraber bulunan buzağılarda, kayıplar oldukça fazladır. İşletmenin kârı olarak nitelendirilen ve gelecekte işletmenin damızlığı olacak buzağılarda kayıpları azaltmak için; uygun olmayan barındırma ve iklim koşullarından, yanlış ve uygun yemleme tekniklerinin kullanılmasından, buzağı yetiştirilmesinde uygun olmayan davranışlardan, dezenfeksiyonun yetersiz kalışı ya da tamamen ihmalinden kaçınılmalıdır.

    Buzağılık döneminde hayvanlar hem zatürre, hem de strese karşı son derece duyarlıdır. Bütün hayvanların aynı barınak içerisinde bulundurulduğu işletmelerde, yoğun bulaşıcı hastalıkların görülme olasılığı ve bir hayvandan diğerine bulaşma oranı oldukça yüksektir. Buzağılık döneminde hayvan kayıpları, soğuk mevsimlerde daha da artar.

    Ülkemizde bugünkü koşullarda, her işletme kendi yapısına uygun aşağıdaki buzağı barındırma sistemlerini tercih ederek yetiştiricilik yapmaktadır:

    • Ahır içinde ana yanında barındırma

    • Ahır içinde annesinden ayrı bir kısımda barındırma

    • Ahırın dışında kapalı buzağı bölmesinde barındırma

    • Buzağı kulübelerinde barındırma

    Modern yetiştiricilikte; buzağının içinde yaşadığı barınak ve çevre koşullarının, buzağı ölümlerinde önemli bir payının olduğu göz önünde bulundurularak, süt emme dönemlerinde buzağılar, "Bireysel Buzağı Büyütme Kulübeleri”nde yetiştirilmektedir.
    Buzağı kulübeleri; ucuz, basit malzemelerden yapılmış, bakımı kolay, buzağı ölümlerini en aza indirecek şekilde planlanmış, dezenfekte edilebilen kulübelerdir.
    Buzağı kulübeleri;
    tahta, fiber-glass, beto-pan gibi maliyeti ucuz ve pratik malzemelerden yapılmaktadır. Buzağı kulübelerinde işçilik maliyetleri de oldukça düşüktür. Bunun nedeni de; buzağı kulübelerinde temizliğin yazın ayda bir, kışın ise ayda üç kez yapılmasının yeterli olmasıdır.
    Buzağı kulübeleri;
    iklim koşullarına, buzağının cüssesine ve buzağının kulübede kalacağı süreye bağlı olarak çeşitli boyutlarda olabilmektedir.
    Buzağı kulübeleri;
    yazın güney rüzgarlarını alacak, kışın ise sert esen kuzey rüzgarlarından korunacak şekilde yerleştirilmelidir. Ayrıca, buzağı kulübelerinin yetiştirilmiş olduğu zeminin eğimli olması, idrarın kolayca akıp gitmesini sağlaması açısından önemlidir. Bunun yanı sıra kulübeler, buzağıların birbirleriyle temas etmelerini engelleyecek şekilde düzenlenmelidir.

    Yeni doğan buzağılar, doğumdan 6-12 saat kadar sonra annelerinin yanından alınıp, kulübelere konulmalıdır. Ancak buzağı kulübelerinde hava akımının varlığına ve zeminin ıslak olmamasına dikkat edilmeli, kalın bir altlık serilmelidir.

    Yeni doğan buzağıların kulübelere yerleştirilmeden önce, AĞIZ SÜTÜ'nü (kolostrum) almış olmaları gerekmektedir. Buzağı kulübelerinde, ahır içinde buzağı büyütmede, anne yanında buzağı büyütmedekinden farklı bir besleme uygulamaya gerek yoktur.

    Buzağı büyütme ve beslemede dikkat edilecek başlıca noktaları şöyle özetleyebiliriz:

    • Doğumdan sonra buzağının yeterli ağız sütü alması sağlanmalıdır

    • Kovadan süt içilirken kovaların temizliğine dikkat edilmelidir

    • Buzağılara içirilen süt ılık olmalıdır

    • Buzağılara verilen süt, buzağı canlı ağırlığının %8-10'u kadar olmalıdır

    • Buzağılara birinci haftadan itibaren, kaliteli kuru ot ve kesif yem verilmeye başlanmalıdır


    Buzağı barındırma sistemleri, kültür ırkı ve melezi hayvan varlığını artırmayı hedefleyen, bu amaçla nitelikli damızlık hayvan ithali için her yıl önemli ölçüde döviz harcayan ülkemiz için çok önemlidir.

    Türkiye'de geleceğin damızlıklarını oluşturacak olan sağlıklı buzağıların yetiştirilmesi, sürekli olarak dış ülkelere ödenen dövizin yurt içinde kalması açısından önem taşımaktadır. Bu da buzağı büyütmelerinin buzağı kulübelerinde yapılması ve böylece buzağı ölümlerinin en aza indirilmesi ile mümkün olabilmektedir.






offisweb.net